|
SİZDEN GELENLER
|
|
|
| 1 |
 :Serdar VURAL |
|
08/05/2008 13:25:43 |
|
| 
|
TEKNOLOJİNİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR
Teknolojik aletleri hepimiz az çak biliriz değil mi? Hayatımızın büyük bir kısmını kaplayıp, zamanımızın çoğunu alır. Televizyonda sevdiğimiz dizileri izlemek, bilgisayardaki eğlenceli oyunları oynamak, mp38217; teki zevkli müzikleri dinlemek hepimizin hoşuna gider. Kısacası hepimiz teknolojinin bize sağladığı eğlencelerden yararlanmayı severiz.
Bazen biraz daha televizyon izleyeyim, şu oyunda biraz daha ilerleyeyim, yeni bir müzik çıktı onu dinleyeyim derken zaman su gibi akıp geçer. Yapamadığımız ödevler, okuyamadığımız kitaplar masanın üstünde bir yığın halinde birikir. Ama bunların bize yarardan çok zararı olur. Birçoğunuz günün tamamını bilgisayar başında oyun oynayarak, televizyon izleyerek, telefonla konuşarak geçiriyorsunuz. Bazılarınızın ders çalışmak, kitap okumak aklına bile gelmiyor. Peki sizce bu doğru mu? Bana sorarsanız, hem bilgisayar oynayabilir, televizyon izleyebilir, müzik dinleyebilir hem de derslerinize çalışıp, kitap okuyabilirsiniz. Böylece zamanınızın tümünü boşa harcamamış olursunuz. Eğer bu dediklerimi yaparsanız. Öğretmenlerinizden 8220; Niye ödevini yapmadın?8221; yerine 8220; Aferin8221; i duyarsınız. Bence bu sizin de anne ve babanızın da hoşuna gider. Ayrıca karne günü geldiğinde ailenize niye iyi notlar getiremediğinizi anlatmak yerine karne hediyenize karar vermeye çalışırsınız.
Umarım ki demek istediklerimi anlamışsınızdır. Gereksiz konuştuğumu düşünmemişsinizdir. Çünkü ben bunları her şeyden önce sizin iyiliğiniz için söylüyorum. Benden size tavsiye bilgisayar oynayın, müzik dinleyin, telefonla konuşun, televizyon izleyin ama kitap okumayı ve derslerinizi ihmal etmeyin. |
| 2 |
 :Serdar VURAL |
|
22/04/2008 08:35:23 |
|
| 
|
TÜRK ÇOCUĞU DİYOR Kİ
Seneler kutlu bana,
Aylar umutlu bana.
Her an haykırıyorum :
Türküm ne mutlu bana.
Cesaretim candadır.
Şöhretim dört yandadır,
Benim bütün cevherim,
Nabzımdaki kandadır.
Tarihten eski yaşım,
Harpte eğilmez başım,
Toplar can yoldaşımdır,
Silahlar arkadaşım.
İzmir benim, Van benim
Şeref benim, şan benim,
Kars, Erzurum, Erzincan,
Konya,Ardahan benim.
Yurda nasıl doyarım?
Uğruna can koyarım,
Ona, bir yan bakanın,
Gözlerini oyarım.
Türk, dünyada bir tektir,
Milletlere örnektir,
Türklüğün meşalesi
Asla sönmeyecektir |
| 3 |
 :Serdar VURAL |
|
22/04/2008 08:34:32 |
|
| 
|
Senin uğruna yaşıyoruz biz anadolu
Sen ki en büyük tarihi eserlerle dolu
En büyük tarihi eserin çanakkale zaferin
Askerin çanakkale şehidin...
Nice şehitler verdin çanakkale uğruna
Yine sen diyorsun çanakkale geçilmez
Sen diyorsun canım,milletim,vatanım
Senin uğruna kefensiz yatarım
Çanakkale sen şehidimin kanının aktığı yersin
Sen ne yapıp da edip düşmanı Çanakkaleden geçirmezsin...
Çünkü;senin en büyük hedefin Çanakkale zaferin
Senin en önemli değerin;Çanakkale şehidin... |
| 4 |
 :ÖĞRENCİLERİMİZDEN FIKRALAR |
|
15/04/2008 09:19:16 |
|
| 
|
ÖĞRENCİLERİMİZDEN FIKRALAR ...TAMİR... ...
Adamın biri bir bakmış yazıcısı silik bir şekilde basıyor, hemen teknik servisi arayıp durumu anlatmış. Görevli; ...
— Temizlenmesi gerekiyor olabilir efendim. Aslında bunu kullanma kılavuzunu okuyarak kendiniz de yapabilirsiniz, çünkü biz bu
...
işlem için elli dolar alıyoruz.
Adam bunu duyduğuna hem çok sevinmiş hem de şaşırmış.. ...
— Patronunuz bu şekilde işe sekte vurduğunuzu biliyor mu?
Görevli; ...
— Bu zaten patronun fikri! İnsanlar bize getirmeden önce kendileri tamir etmeye kalktıkları zaman daha iyi para kazanıyoruz. ......MISIR TANESİ...
Adamın birisi tavuklardan korkmaktadır. Yakınları adamı bir psikologa götürüler. Doktor sebebi öğrenir. Adam kendisini mısır
tanesi zannetmektedir. Doktor adamı ikna etmek için bir-kaç seans düzenler. Sonunda adamı mısır tanesi olmadığına ikna eder.
Adam: "mısır tanesi olmadığımı ve insan olduğu anladım doktor bey" der. "Ama bunu tavuklar da biliyor mu? Sen bir de onlara
anlat..."
...ÖNCEDEN...
Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı.Telefondaki ses annesine aitti. Telaşlandı,
korktu başlarına bir şey mi gelmişti? Annesi;
- Nasılsın oğlum iyi misin?
Oğlu şaşkın bir ifadeyle;
- İyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi misiniz?
- Biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim.
- Anne bunun için mi aradın saat sabahın üç buçuğu yarın da konuşabilirdik..
- Rahatsız mı ettim oğlum?
- Evet anne rahatsız ettin!
- 30 sene önce sen de beni bu saate rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun!! |
| 5 |
 :resul CIFTCI |
|
10/04/2008 16:15:15 |
|
| 
|
BAYRAK
Ey mavi goklerin beyaz ve kizil susu
Kiz kardesimin gelinligi sehidimin son ortusu
Isik isik dalga dalga bayragim
Senin destanini okudum senin destanini yazacagim
Sana benim gozumle bakmayanin mezarini kazacagim
Seni selamlamadan ucan kusun yuvasini bozacagim. |
| 6 |
 :Kadir Yavuz |
|
09/04/2008 08:14:09 |
|
| 
|
YÖNETİMDE MİLLİ EGEMENLİK
İnsanoğlu dünyaya ayak bastıktan itibaren nüfusu hızla artmış, önce köyler sonra da şehirler ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak insanların belli bir düzen içinde yaşaması gerekliliği ortaya çıkmış, bu durum da yönetim olgusunu ortaya çıkarmıştır.
Tarih boyunca birçok yönetim şekli uygulanmış, bir kısmı tarihte yerini alırken bir kısmı da günümüze kadar gelebilmiştir. Bu yönetim şekilleri genel olarak Monarşi, Oligarşi, Teokrasi ve Demokrasi olarak söylenebilir.
Monarşi tek kişinin, Oligarşi belli bir grubun, Teokrasi ise dini kuralların hakim olduğu yönetim şekilleridir. Demokrasi ise halkın, halk tarafından, halk adına yönetilmesi olarak ifade edilmektedir.
Demokrasinin tarih boyunca birçok değişik uygulaması olmuştur. Günümüzde de farklı uygulamaları bulunmaktadır. Demokrasi üç temel ilke üzerinde yükselir; milli egemenlik, hürriyet ve eşitlik, siyasi partiler… Bu ilkeler demokrasinin olmazsa olmazlarıdır. Birisi bile zaafiyete uğrarsa orada demokrasiden söz edilemez. Kuşkusuz bu ilkelerin hepsi önemli olmakla beraber, en önemlisi ‘Milli Egemenlik’ olması gerektir. Çünkü demokraside esas olan milletin egemenliğidir.
Bir anlamda halk yönetimi demek olan Cumhuriyet rejimi ise esas olarak Fransız İhtilali ile ortaya çıkmış, daha sonra diğer toplumlara yayılmıştır. Cumhuriyet rejiminin en iyi uygulama şekli ise- Atatürk’ün de ifade ettiği gibi – ‘Demokrasi’ dir. Bugün dünyada adı cumhuriyet olmakla beraber çok değişik yönetimlere sahip olan ülkeler bulunmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti ve İran Halk Cumhuriyeti bunlara örnek olarak verilebilir. Bu gibi ülkelerde adı cumhuriyet olmasına rağmen demokrasi uygulaması kısıtlı olduğundan gerçek bir halk yönetiminden bahsetmek kolay değildir. Ama ironik olarak Avrupa’da çoğu ülkede sembolik de olsa monarşik yönetimler devam etmesine rağmen gelişmiş bir demokrasi anlayışı hakimdir.
Türk tarihine baktığımız zaman Cumhuriyet dönemine kadar tek bir yönetim anlayışının hakim olduğunu görürüz. Orta Asya’dan Osmanlı Devleti’ne gelene kadar bizde hakim olan bu yönetim şekli – az çok uygulama farlılıkları gösterse de – ‘monarşi’ dir. Eski Türkler’de Töre’ye, İslamiyet’in kabulüyle birlikte daha çok dini kurallara dayanan bu yönetim anlayışı Cumhuriyet devrine kadar devam etmiştir. Bu bakımdan esasında Türk tarihinde bir demokrasi uygulaması da bulunmamaktadır.
Türkiye’nin kısmen de olsa demokrasi ile tanışması kısa süren I.Meşrutiyet deneyimi ve II.Meşrutiyet dönemleriyle başlamıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında Amasya Genelgesi’nde milli bir kuruldan bahsedilmesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde yurdun dört bir yanından gelen delegelerin bulunması tamamen demokrasi uygulamalarıdır. 23 Nisan 1920’de ise TBMM açılarak halkın yönetime katılması anlayışının somutlaştırıldığı görülmektedir.
Mustafa Kemal’de cumhuriyet yönetimine karşı olan ilgi sonradan ortaya çıkmış bir durum değil, gençliğinden itibaren gelişen bir durumdur. Özellikle Fransız İhtilali’nden etkilenen Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nda ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında bu özelliğini ortaya koymuştur. En iyi yönetim şeklinin milli egemenliğe dayalı olduğunu ve bu yönetimi Türk Milleti’nin sonuna kadar hak ettiğini düşünen Mustafa Kemal, daha savaş yıllarında bunun uygulamasını göstermiş, savaş kazanıldıktan sonra da halk yönetimi olan cumhuriyeti ilan etmiştir. Bugüne kadar insanlığın geliştirdiği en iyi yönetim kabul edilen demokrasi, ancak millet egemenliği yönetime tam olarak yansırsa uygulanmış olur. Demokrasiye zarar veren her türlü girişim engellenmeli, milli egemenliğe ters düşecek hareketlerden uzak durulmalıdır. Unutmamamız gereken, demokrasinin zaafa uğramasından en büyük zararı yine bizim göreceğimizdir.
Bizler Atatürk’ün bize emanet ettiği ‘Millet egemenliğine dayanan demokratik cumhuriyete’ sahip çıkmalı, demokrasimizi daha da iyi seviyelere getirmek için çabalamalıyız. Bunun için de birey olarak demokrasiye inanmalı, demokrasi dışı yönetimlerin ‘çağdaş uygarlığı yakalama’ hedefini örseleyeceğini asla unutmamalıyız. |
| 7 |
 :ÖĞRETMEN HER ŞEYİ BİLİR Mi? |
|
08/04/2008 15:00:30 |
|
| 
|
Anadolunun ücra köşesinin çok uzak bir köyü: Öğretmenlik mesleğimin ilk yılı. Köye geldiğime on beş yirmi gün olmuştu. Köy halkıyla yeni tanışıyor onlarla sohbetler yapıyordum. Bir akşam vakti yemekten sonra oturduk, köy muhtarının odasında çay içiyorduk. Dışarıdan bir ağlama sesi duyuldu. Kapı şiddetle çalınmaya başladı. Ev sahibi kapıyı açar açmaz kucağında 5-6 yaşlarında bir çocukla kadın odaya girdi. -Aman Allahım nedir başıma gelenler -Ne oldu Hatice Hanım? -Çocuğum ölüyor öğretmen burada mı? -Evet burada. -Kurban olayım öğretmen bey evladımı kurtar. -Ne oldu hanım efendi? Ben çocuğa ne yapayım? -Ne yaparsan yap, onu kurtar öğretmen bey. Sen ilim irfan gördün bunlardan anlarsın. Çabuk olun lütfen. Bu sırada çocuk baygın vaziyette idi. Kadın çocuğu kucağıma bıraktı. Feryat ederek ağlıyordu. Bulunduğumuz köy şehirden bir hayli uzak. Aynı zama çok dağlık, haftada bir gün muhtarın traktörü ile şehre yolculuk yapılabiliyordu. Diğer günlerde şehirle bağlantı yoktu. Bu imkansızlıklar içinde akla ilk gelen köyün öğretmeni idi. Bütün bunları göz önünde bulundurarak kısa bir sure düşündüm. Acaba ne yapabilirdim? Öğrencilik yıllarımı düşündüm. Sağlık bilgisi öğretmenimiz zehirlenme belirtileri hakkında çok detaylı bilgiler öğretmişti. O bilgiler ışığında çocuğun yüzüne baktım. Göz kapaklarını daha sonra el ve ayak tırnaklarını kontrol ettim. Tırnakları grileşmiş, yüzü iyice sararmıştı. Çocuğun annesine sordum. -Hatice Hanım çocuğunuza bu gün ne yedirdiniz? -Tencerede dünden kalmış yemek artığı vardı, onu ısıtmıştım. Yemeği yedikten sonra halsizleşti. Ayakta duramaz oldu. Yere düşerek bayıldı. -Yemeğin olduğu tencere kalaylı mı yoksa bakır mı idi? -Kalayları iyice solmuş bakır tencere. Çocuğun zehirlenmiş olduğu artık tamamen anlaşıldı. -Büyük bir kap, mümkünse kümesten de bir tavuk tüyü getirin, dedim. Hemen kabı ve tavuk tüyünü getirdiler. Bu sırada ben de bir bardak tuzlu su hazırladım. Tavuk tüyü ile çocuğu kabın içine kusturdum. Arkasından tuzlu suyu içirdim. Çocuk terlemeye başladı. Birkaç dakika sonra tekrardan kustu. Çevresine bakarak ağlamaya başladı. Bu a muhtarın odası bir hayli kalabalıklaştı. Çocuğun ağlayarak ayılması orada bulunan herkese sevinç ve mutluluk verdi. Haydi kurtuldun artık, diyorlardı. Cebimde bulunan Aspirin hapından da bir tane verdim. Çocuk iyice rahatlamıştı. Kısa sürede ağlamasını keserek çevresinde bulunan kalabalığa bakmaya başladı. Orada bulunanların sevinç ve gülücükleri arasında annesinin kucağında güle oynaya evine döndü. Aradan birkaç gün geçmişti. Sabahleyin kapı çalındı. Gelen komşu köyden birisi idi. -Buyurun ne istiyorsunuz? -Siz bu köyün öğretmenisiniz değil mi? -Evet. -Bizim traktör çalışmıyor da, onu tamir ederek çalıştırmanız için yanınıza geldim. -Bey amca ben tamir işinden ne anlarım? -Anlarsın hocam anlarsın. -Lütfen ısrar etmeyin ben traktör tamirinden anlamam. -Anlarsın hocam anlarsın... Öğretmen her şeyi bilir |
| 8 |
 :HAYAT ZORLUKLARLA DOLUDUR |
|
08/04/2008 14:54:59 |
|
| 
|
Hayat zorluklarla dolu bir engeldir
Bazen sonbaharda yapraklarını döken bir ağaç olursun
Dökersin bütün yapraklarını
Halsiz yapayalnızkalırsın
Çam ağaçlarıyla konuşmak istersin ama vazgeçersin
Anlatsan da çam ağacı seni anlayamaz ki
Yaprakları dökülmemiş ki onun
Bahar gelince yeşillenir ağaç
Mis gibi kokar tabiat
Herkesle mutluluğu paylaşömak ister ağaç
Zorluklarla içiçeyken hayat sonbahar
iİsansa hayatın içinde baharı bekleyen ağaç |
| 9 |
 :SİGARANIN ZARARLARI |
|
08/04/2008 14:53:34 |
|
| 
|
Sigara zararlıdır ve en büyük zarar da ciğerlerimize olan zararıdır. Ciğerlerimize olan zararı büyük hastalıklara neden olabilir. Bunun için sigara içmeyip sigaradan uzak durmalıyız.
Sağlımıza çok zararlı olan sigarayı içmemeliyiz.
Benim şöyle bir anım var:
"Amcam sigara bağımlısıydı ve çok sigara içerdi. Amcamın bu kadar çok sigara içmesi beni üzerdi. Çünkü ben sigaranın zararlarını biliyordum. Sonuçta amcam maalesef, kansere yakalandı, uzun süre hasta kaldı, çok ağrı çekti ve ben buna çok üzülüyordum.
Amcam şimdi aramızda değil, sebebi; sigarayı çok içmesi ve kanser olması...
Ben karar verdim artık sigara içenleri uyaracağım. Çünkü amcamı uyarmadım amcam kanser hastalığına yakalandı ve yanımda değil, belki ben onu uyarsaydım sigarayı bırakır ve yanımda olabilirdi... |
| 10 |
 :Doldurulması Zorunlu Alan.... |
|
08/04/2008 14:49:47 |
|
| 
|
BENİM BABAM Dört kız kardeşin sonunda, bir ailenin tek erkek çocuğu olarak dünyaya geldi o. Bu durum yaşayacağı zorlukların, üstleneceği sorumlulukların bir göstergesiydi belki de.
Zor şartlarda büyüdü. Hep okusun istedi babası. O yıllardaki çevre şartları, maddi imkansızlıklar hep birer engeldi ve liseyi bitirmesine dahi izin vermedi.
İşte böyle başlıyor benim babamın hikayesi. Adananın Yüreğir ilçesine bağlı Boynuyoğun Köyünde yaşıyoruz biz. Burada dünyaya geldim ve ilkokulu burada okudum. Hani babam için demiştim ya dedem hep okumasını istemiş diye, babam da bizler iyi bir yerlere gelelim diye hep feda etti kendini ve etmeye devam ediyor.
Dört kardeşiz biz ve her birimiz hem hafta içi hem hafta sonu okul ve dershane için şehir merkezine gitmek zorundayız. Sadece yol paramız günlük on milyon. Evet belki bir çoğu için bu miktar umursanmayacak kadar az fakat babamın bu parayı bize vermek için çektiği sıkıntıları değil yazmak anlatmakla bitiremem. Hiç unutmam bir gün cebinde otobüs için dahi verecek parası kalmamıştı. Bakkal tanıdığımız biriydi ve ondan biraz borç aldı, bize dağıttı ve yine beş kuruşsuz o gün işe çıktı.
Doğruluğu, güveni en önemlisi her şeye rağmen dimdik ayakta durmayı hep babamdan öğrendim ben. Çiftçi benim babam. Hayvancılık yapmamıza rağmen tahıl da ekiyoruz. Bilindiği üzere bu mevsimlerdir emeğinin karşılığının alındığı ya da alınamadığı. Daha bundan bir iki sene önce yine bu mevsimler buğdayımızın biçilmesini bekliyorduk. Elde edilen kazançla babam hem borçlarımızı ödeyecek hem de eğer mahsulden iyi bir kazanç sağlarsa bize bilgisayar alacaktı.
Ama hayat her zaman umulanı vermiyordu insana. Simsiyah bir bulut kaplamıştı tarlanın üstünü. Korkulan olmuş ve büyük bir yangın çıkmıştı. Babam soğuk kanlılıkla traktöre bindi ve en azından bir kısmını kurtarma umuduyla tarlaya doğru yol aldı. Eve geldiğinde, bütün bir yılın emeğini yitirmesine, gözlerinin dolu dolu olmasına rağmen dimdik ayakta duruyordu. BEN SİZİN İÇİN HEP AYAKTAYIM DERCESİNE KARŞIMIZDA...;
Köy hayatı zordur çoğu zaman. Herkes tanır birbirini ve belki de bundan dolayı müdahale etme gereği duyar başkalarının hayatına. Babam sayesinde hep en az seviyede yaşadık biz bu sıkıntıları. Ne okul hayatımda ne de sivil hayatta kısıtlamalara maruz kalmadım ben. Çevremizdekiler de en az bizim kadar biliyordu babamın her alanda bize destek olduğunu. Diğer taraftan köyde yaşayıp da bağ bahçe işlerinde çalışmayacak yok denecek kadar azdır. Biz de uğraştık elbette. Pamuk topladık, ot kazdık, soğan da ektik ama derslerimiz bundan hiç etkilenmedi. Hep tatile denk getirdik. Diğer kız arkadaşlarım okul döneminde bunu yapmak zorunda kalırken, babam iki kat fazla yoruldu fakat yine de izin vermedi bizim yorulmamıza. Babam için bizim okulumuzdu hep birinci sırada olan.
Nasıl ödenir bu insanın bize sundukları? Hele de bunları yaparken çektiği sıkıntılar bilinince... Hep bize hissettirmemeye çalıştı yaşadıklarını ama sonuçta o da bir insandı ve duyguları vardı.
Kendi ne yaşarsa yaşasın hep en güzelini vermeye çalıştı bize. Altı delik ayakkabı giydi, bir kışı ayakkabısından su sızıyor diye poşet koyarak geçirdi ama ayakkabının en güzelini aldı bize.
Nerde, nasıl, ne durumda olursa olsun bir gün dahi ihmal etmedi veli toplantılarını. Toplantılardan sonra başı öne eğilmiş çıkmasın, hep iyi şeyler duysun öğretmenlerimden diye daha çok çalıştım. BENİM BABAMA layık bir kız evlat olmak zordu ama biliyordum ki çalışırsam, elimden geleni yaparsam vicdanım daha rahat olacaktı.
Hayatta şanslı olarak doğduğuna inanılan insanlar vardır. Hep bunlardan biri olduğuma inandım ben. Dünyanın en büyük servetine değişemeyeceğim, bir kız çocuğunun sahip olabileceği en mükemmel babaya sahibim ben çünkü. Bugün üniversiteyi bitirip iyi bir yerlere gelmek istiyorsam ilk ve en büyük nedeni canım babamdır. Biliyorum ki yazdıklarım babamın yaşadıklarının çok küçük bir kısmı ve biliyorum ki benim babamın birileri tarafından YILIN BABASI seçilmeye ihtiyacı da yok. O BİZİM BABAMIZ ÇÜNKÜ. Ve belki de on sekiz yaşında bir kız için çok çocuksu bir ifade ama "BENİM BABAM DÜNYADAKİ EN MÜTHİŞ İNSAN..."
10.06.2006
NOT: Arkadaşımızın babasının 26.03.2008 günü vefat etmesi nedeniyle babasına Allahtan Rahmet kendisine ve ailesine de sabır diliyoruz.
Bu yazı toplam 60 kez okundu.
[ Tavsiye Et ] [ Yorumla ]
Bu yazıya 4 adet yorum yapılmıştır.
mustafa kahraman 07.04.2008 12:03:40
teşekkür ederim
dünyanın en iyi babasını ve en iyi ailesini bana verdiği için Allaha sonsuz hamd olsun...
ve dünyanın en iyi babasıyla 23 yaşına değin de olsa yaşammamıza izin verdiği için...
kübra 5-c 03.04.2008 18:12:18
başınız sağolsun
gerçekten çok üzücü bir durum arkadaşımızın babasına allahtan rahmet diliyorum ben babam da zorluklarla okumaya çalıştı ama maddi durumları olmayınca başka bir meslek seçti ancak mesleğinden memnun herkesin babası kendine göre çok güzeldir tekrar başın sağolsun |
| 11 |
 :Emre ÇİFTÇİ |
|
08/04/2008 11:46:07 |
|
| 
|
KURTARICI
Anasız, babasız çocukları
Polisler götürür sıcak bir yuvaya.
Çocukların polis gelince aklına,
Başlarlar hırsız polis oynamaya.
Alkollü binersen arabaya,
Saniye sürmeden çarparsın ağaca.
Polisin dur ihtarına uymayınca,
Çarparsın birden arabalara.
Polis sabah, akşam dışarıda
Hırsız, suçlu meşguldür kovalamakla.
Bir de hava soğuk olunca
Başlarlar ellerini ovalamaya.
Polis gördüm rüyamda.
Elini koymuş kafama.
Bir de kafamı okşayınca,
Gülücük saçtım dünyaya.
Yavuz Selim İlköğretim Okulu
7/B Sınıfı |
| 12 |
 :Merve ÇİFTCİ |
 : |
28/03/2008 12:29:02 |
|
| 
|
TÜRK POLİSİNİN ÖNEMİ Türk polisinin hayatımızda bir çok alanda yeri vardır. Ama kötü olaylar nedeniyle değil de mutlu zamanlarımızda kutlamalarımızda bizlerle birlikte olsalar keşke. Ama herkes biliyor ki hayatta en gerçekleşmeyen şeylerin keşkeler olduğunu.
Fakat neredeyse her şey bizim elimizde, biz kötü insanlardan değil de iyi, dürüst insanlardan olursak hiç kimse zarar görmez. Bu kötü olaylar nedeniylede yaralanmalar, şehitler can vermez onların aileleri de üzülmezler. Ama bazı topluluklar var ki bu olaylara bir dur diyecekleri yerde onları destekliyorlar. Onları desteklemek yerine onlara Türklüğün, İstiklal Marşımızın ne demek olduğunu öğretmeliyiz. Bazı aileler var ki çocuklarına böyle güzel öğütler vermek yerine çocuklarını kötü alışkanlıklara yönlenmesini sağlıyorlar. Bizim Türk polisimizin ailenin yapmadığı analık, babalık görevini çocuklara gösteriyorlar.
Artık bu tür kötü vakaların olması yerine huzur mutluluk refah bir hayat sürdürmemiz gerekiyor. Ve inşallah yukarıda belirttiğim sevgi ve hoşgörü adına kurulmuş kelimeleri Türk polisi Türk Milleti yaşar.
|
| 13 |
 :Sedanur ALAY |
|
06/03/2008 11:21:31 |
|
| 
|
Sigara zararlıdır ve en büyük zarar da ciğerlerimize olan zararıdır. Ciğerlerimize olan zararı büyük hastalıklara neden olabilir. Bunun için sigara içmeyip sigaradan uzak durmalıyız.
Sağlımıza çok zararlı olan sigarayı içmemeliyiz.
Benim şöyle bir anım var:
"Amcam sigara bağımlısıydı ve çok sigara içerdi. Amcamın bu kadar çok sigara içmesi beni üzerdi. Çünkü ben sigaranın zararlarını biliyordum. Sonuçta amcam maalesef, kansere yakalandı, uzun süre hasta kaldı, çok ağrı çekti ve ben buna çok üzülüyordum.
Amcam şimdi aramızda değil, sebebi; sigarayı çok içmesi ve kanser olması...
Ben karar verdim artık sigara içenleri uyaracağım. Çünkü amcamı uyarmadım amcam kanser hastalığına yakalandı ve yanımda değil, belki ben onu uyarsaydım sigarayı bırakır ve yanımda olabilirdi... |
| 14 |
 :Resul DEMIRALP |
|
22/02/2007 10:40:39 |
|
| 
|
Hayatimizi Tehlikeye Sokan Sinsi Düsman
9 Subat Dünya sigara birakma günü olarak kutlandi ama ne yazik ki sigara içenlerin sayisi günden güne hizla artmaya devam ediyor.
Sigara aile ekonomisine hem de ülke ekonomisine zararli bir maddedir. Sigaradan dolayi yurdumuzda yaklasik 5.72 milyar dolar ekonomik kayip meydana geliyor her yil 110 bin kisi hayata zamansiz bir sekilde hayata veda ediyor yurdumuzda suanda 17milyona askin sigara kullanicisi oldugu bilinmektedir bu insanlarin her gün 1 paket sigara kullandigini düsünürsek günlük sigaraya giden para 17 milyon dolar oldugunu göre biliriz .Bu sözünü ettigimiz paralarin büyük bir kismi yabanci ülkelere akmaktadir.
Ülkemizde erkeklerin %60’i kadinlarin %29’u sigara kullanmaktadir gelismis ülkelerde sigara içme orani hizla düsmekteyken biz kendimizi hala az gelismis ülke statüsünde gördügümüz için bu orani düsürmeye devam ediyoruz. Arastirmalara göre dünyada, her yil 5milyon kisi sigaranin astigi hastaliktan ölüyor. Türkiye de ise 110 bin kisi hayatini kaybediyor dünya saglik örgütünün (WHO) verdigi rakamlara göre dünyada her 13 saniyede 1 kisi sigara yüzünden hayatini kaybediyor içilen her sigara yasamdan 5.5 dakika çalmaktadir. Sigara içenlerde sirt ve eklem agrisi, nefes darligi görülmektedir ayrica hafiza zayifligina ugramaktadirlar. Unutmayalim sigara içilen ortamda kalinirsa sigara içmis gibi olumsuz etkileniriz pasif sigara içicicide ileriki yillarda akciger kanserine davetiye çikarmaktadir çevresel sigara dumani her için tehlikelidir sigarayi biraktiksan sonra neler kazana biliriz? 20 dakika sonra kan basinci ve nabiz normale döner.
8 saat sonra vücudumuzun kendi kendine onararak oksijen seviyesi normale döner 24 saat sonra akciger temizlenmeye baslar.48 saat sonra tat ve koku hissi artar. Vücut nikotinden tamamen temizlenir 72 saat sonra akciger kapasitesi artar sonulum daha kolaylasir iki hafta – 3 ay sonra dolasim düzelir, yürüme darligi azalir 1 yil sonra kalp kiriz riski azalir.5 yil sonra akciger kanserinden olan ölümler %50 azalir.10 yil sonra akciger kanserinden ölüm riski tamamen yok olur. Tüm okuyuculara sigarasiz mutlu bir ömür diliyorum.
Resul DEMIRALP
|